Çocuk civcive "ben doğduğumda küvezde kalmışım" derse, "bende doğduğumda kümeste kalmışım" cevabını haketmiş demektir kimse bana çocuğu savunmasın. haa eğer aynı çocuk bu olaydan ders almayıp oyuncak ördeğine de aynı cümleyi söylerse "ben hep küvetteyim haline şükret" cümlesi suratına tokat gibi iner, Allah da onun bin belasını verir fikrimce. Aklından bu tarz düşünceler geçen çocukları bir abileri olarak uyarıyorum ama sözlerime uymazsanız da ziyanı yok zira anlattıklarımı düşündüm de izlemesi epey zevkli olur lan sizi o halde!
4 Aralık 2009 Cuma
1 Aralık 2009 Salı
goynek
"Uzun bir aranın ardından yeniden birlikte olmak" ne menem birşeymiş an itibarı ile yaşamaktayım. Yıllardır aktarıldığı gibi öyle çok matah birşey değilmiş. Hafif sıkıcı, bir tutam "yazıp kaçayım" barındırıyor. Neyse bağalım goçlar, boy boylayıp soy soylayalım...
Bence var ya, yeni gömlek almanın heyecanı hiçbir şeyde yok. Konuya da böyle "kapısız bir köyden gelen, acılı acısız sevdalardan geçmiş katıksız tedariksiz bir yolcu" kıvamında daldım ama o kadar helecanlıyım ki affınıza mazhar olmam lazım. Mutlaka olmam lazım yanlız bak gözün sevem. Neyse anam babam,belirttiğim üzere yeni gömleğin hazzı olsa olsa yeni bir bebekte bulunabilir. valla bak, mesela bebek doğunca gözünden sakınmıyor musun (bebeği olmayanlar gömlemlerine başvursun)? Cevap koca bir evet. Peki yeni bir gömlek alınca üzerine titremiyor musun? Elcevap; çok daha kocaman bir evet. Bebeği nasıl kucağından indirmeye kıyamazsın da büyük bebeyi kıskançlık dehlizlerine atarsın; yeni gömleği de askıya asarsın, öyle uzun zamandır bütün terini çekmiş eski gömlekler gibi dolap kanatlarına yahut kapı arkalarına asmazsın. Lakin işte bunu yaptığında eskilerden kork. Zira gömleğinin başına gelebilecek iki olasılık var;
1) Aklının çelinmesi: Tüm eskiler birleşip yeninin aklına bir çentik atacaklar. Bunu başarırken kullanacakları en önemli argüman "senin için başkasını aldatan, başkası için de seni aldatır" olacak. Klasik ama iş gören bir uygulamadır.
2) Tehdit: Yine tüm eskiler birleşecek ve yeniyi dolabın en naftalinli (naftalin yok dolaplarda da işkence için koymuşlar say) köşesinde sıkıştıracaklar. "o elini indir" ile başlayıp "bize lagaluga yapma" ile devam eden ve de "bu yüzü unutma lan" ile sona eren bir diyaloğun sonrasında onu sana ihanete ikna edecekler.
İşte sevgili gömleksever arkadaş; yeni gömleğin ikinci giyilişinde, ilk giyimdeki mutluluğu vermemesi, aynı güzellikte olmaması ve kendini çok yakışıklı hissettirmemesi bundandır. Çünkü ağzı burnu dağılmıştır, yaka bağır açılmıştır yahut makyajsızdır. Sen yine de onu sev ama bağlanma bir şeye öyle körü körüne, o olmazsa yaşayamam deme vesselam...
23 Kasım 2009 Pazartesi
hayat halatları 7
"severek ayrılalım aşka hasret kalalım, eğer mutlu olursak yeniden barışalım" diye şarkı sözü var yahu!
arkadaşım ayrıldıktan sonra mutlu olduysan ne diye tekrar barışıyorsun? "tanrım o kadar mutlum ki artık hayatımın bir anlamı kalmadı, gideyim de beni üzüntüden kahredecek bir ilişkiye başlayayım, nasıl olsa düzelmenin yöntemini buldum" mu diyorsun? çözebilen bari gelsin anlatsın...
arkadaşım ayrıldıktan sonra mutlu olduysan ne diye tekrar barışıyorsun? "tanrım o kadar mutlum ki artık hayatımın bir anlamı kalmadı, gideyim de beni üzüntüden kahredecek bir ilişkiye başlayayım, nasıl olsa düzelmenin yöntemini buldum" mu diyorsun? çözebilen bari gelsin anlatsın...
12 Kasım 2009 Perşembe
hayat halatları 6
dışarı çıkacakları zaman evde birlikte hazırlanırken, aynı ojeyi sürüp -ki o ojenin rengi pembe, turuncu, mavi vb.gibi iğrenç renklerse daha da fazla- dışarı çıkan hatunları görünce içimdeki 'kaçma' duygusu tetikleniyor...
hayat halatları 5
Barney'nin Newyork'u fethettiği yaştayım...
7 Kasım 2009 Cumartesi
şaka
'tutunamayanlar'ın sonunu bir türlü getiremeyenlerin ismi 'bitiremeyenler' olsa ya...
3 Kasım 2009 Salı
hık demiş 1
Haldun Üstünel ile Kemal Kılıçdaroğlu; birbirlerinin kopyasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)