eci veci vokke çekemem ben
böyle şeylere gelemem ben
kopsun inceldiği yerden
maykııılll ceksın...
13 Aralık 2009 Pazar
8 Aralık 2009 Salı
!!!
Ey terörün ırkı olmadığını göremeyecek kadar körelmiş beyinler! Herşey güllük gülistanlık mı olacak sandınız? Yıllardır terörden nemalananlar bir anda "afedersiniz buyurun geçin" mi diyeceklerdi? "Siz ne güzel adamlarsınız yahu bu türlü bir açılıma öyle ihtiyacımız vardı ki inan olsun herşeyimi bırakıyorum" mu diyeceklerdi? Provakasyon beklemiyordunuz öyle mi? Yoksa terörü 'kürt ırkı'na layık gören sizler, 'provokasyon' işini de 'türk'e has birşey mi sanıyorsunuz? Çünkü; 6-7 Eylül, Kahramanmaraş, Sivas vb. olaylarda bu işi sizin kategorizasyonunuza göre 'türkler' yapmıştı. Ne o, yoksa bunada mı itirazınız var? Eğer varsa bu kadarı da fazla der sustururum sizi. Zira yoktur haince adam öldürmenin milliyeti. Söylesene bana kimdir türk, kimdir kürt. 7 gencimi elimden alanı bulsan bir kaşık suda boğarsın da, 4 gencimi elimden alanı 6 yıl yatırıp çıkarırsın.Senin şanlı ordunun kahraman 'türk' teğmeni değil miydi bunu yapan? Yoksa olay sonrasında 'kürt'e mi evrildi? Çünkü biliyorsun, o da teröristti!!!
7 Aralık 2009 Pazartesi
pompaleyopompaleya
heynaberiyisendeniyinolsun
Dünyanın en üşengeç adamı olmamakla birlikte, geç olmuş bir çok çocuk gibi aşırı korunularak ve de sıcak sudan soğuk suya değidirilmeyerek büyütülmenin hantallığı var tabi. Kimi zaman, yanlızca yıkamaya üşendiğim için bir adet tabakcağızı dolaptaki arkadaşlarının yanına göndermem de lavabonun içinde yanlızlığa itiveririm. Aslında çatalla anlaşabilse içim bu kadar yanmayacak da "çok sivri, irrite edici bir kişiliği var" diyor onun hakkında. Tabaktaki konuşmaya bakar mısın? Sen yemiş yemiş şişmişsin, keyfin tıkır ama için boş. Ne yapsın zavallı çatalcık, her işe koşuyor, elbet sivrilecek elbet biraz çetin olacak, siniri bozulacak. Yanlız başta tabakcık diye bahsederken bir anda nasıl zalim bir duruma soktuğuma kendimde şaşırdım ama eerkesun bir derdi vaar durur içerisinde netekim...
Evet ne diyordum üşengeçliğim var bunu kabul ediyorum lakin bir durum var ki... Bak geçen üstümü giyindim, atkımı doladım, eldivenimi taktım, bağcıklarımı bağlamak üzereydim ki "lan bir su içeyim" deme gafletinde bulundum. Çıkardım botları girdim neyse baktım ki ne bakayım, sürahi boş. Üşenip zamanında doldurmadığım için kendime kızarken bardağı alıp damacanaya yöneldim ki ayağımın altında soğukluk soslu ıslaklık. Hani fışırt fışırt basarsın su gelmezde elini çektiğinde bardaklarca dökülüverir, o dökülen su damacanayı bir adaya çeviriverir, sen o adanın tabii kaynaklarından yararlanmak isterken çorapların ıslanıverir.
İşte inan olsun o an bende üşengeçlik müşengeçlik kalmaz bildiğin aslan kesilirim. Monttu şuydu buydu çıkarır çorapları değiştirir ve de pompayı bombalarcasına söverim. Kimbilir dünyada senin yüzünden kaç insan sinir krizi geçiriyor, kaç dakika yok oluyor, kaç çorap eski güzelliğini özlüyor.
Bize bunu yapma pompa
Sigaradan zararlısın Allahıma
5 Aralık 2009 Cumartesi
Hayat halatları 9
Film arası olana kadar her türlü fedakarlığa katlanarak, Ona kavuşmak için sabrettim ve hamlıktan olgunluğa eriştim ya; tuvaletin uğrunda çişimin son damlasına kadar işerim artık...
Hayat halatları 8
İki kişi konuşurken üçüncüye çok yemek düşer arkadaşım...
4 Aralık 2009 Cuma
kü
Çocuk civcive "ben doğduğumda küvezde kalmışım" derse, "bende doğduğumda kümeste kalmışım" cevabını haketmiş demektir kimse bana çocuğu savunmasın. haa eğer aynı çocuk bu olaydan ders almayıp oyuncak ördeğine de aynı cümleyi söylerse "ben hep küvetteyim haline şükret" cümlesi suratına tokat gibi iner, Allah da onun bin belasını verir fikrimce. Aklından bu tarz düşünceler geçen çocukları bir abileri olarak uyarıyorum ama sözlerime uymazsanız da ziyanı yok zira anlattıklarımı düşündüm de izlemesi epey zevkli olur lan sizi o halde!
1 Aralık 2009 Salı
goynek
"Uzun bir aranın ardından yeniden birlikte olmak" ne menem birşeymiş an itibarı ile yaşamaktayım. Yıllardır aktarıldığı gibi öyle çok matah birşey değilmiş. Hafif sıkıcı, bir tutam "yazıp kaçayım" barındırıyor. Neyse bağalım goçlar, boy boylayıp soy soylayalım...
Bence var ya, yeni gömlek almanın heyecanı hiçbir şeyde yok. Konuya da böyle "kapısız bir köyden gelen, acılı acısız sevdalardan geçmiş katıksız tedariksiz bir yolcu" kıvamında daldım ama o kadar helecanlıyım ki affınıza mazhar olmam lazım. Mutlaka olmam lazım yanlız bak gözün sevem. Neyse anam babam,belirttiğim üzere yeni gömleğin hazzı olsa olsa yeni bir bebekte bulunabilir. valla bak, mesela bebek doğunca gözünden sakınmıyor musun (bebeği olmayanlar gömlemlerine başvursun)? Cevap koca bir evet. Peki yeni bir gömlek alınca üzerine titremiyor musun? Elcevap; çok daha kocaman bir evet. Bebeği nasıl kucağından indirmeye kıyamazsın da büyük bebeyi kıskançlık dehlizlerine atarsın; yeni gömleği de askıya asarsın, öyle uzun zamandır bütün terini çekmiş eski gömlekler gibi dolap kanatlarına yahut kapı arkalarına asmazsın. Lakin işte bunu yaptığında eskilerden kork. Zira gömleğinin başına gelebilecek iki olasılık var;
1) Aklının çelinmesi: Tüm eskiler birleşip yeninin aklına bir çentik atacaklar. Bunu başarırken kullanacakları en önemli argüman "senin için başkasını aldatan, başkası için de seni aldatır" olacak. Klasik ama iş gören bir uygulamadır.
2) Tehdit: Yine tüm eskiler birleşecek ve yeniyi dolabın en naftalinli (naftalin yok dolaplarda da işkence için koymuşlar say) köşesinde sıkıştıracaklar. "o elini indir" ile başlayıp "bize lagaluga yapma" ile devam eden ve de "bu yüzü unutma lan" ile sona eren bir diyaloğun sonrasında onu sana ihanete ikna edecekler.
İşte sevgili gömleksever arkadaş; yeni gömleğin ikinci giyilişinde, ilk giyimdeki mutluluğu vermemesi, aynı güzellikte olmaması ve kendini çok yakışıklı hissettirmemesi bundandır. Çünkü ağzı burnu dağılmıştır, yaka bağır açılmıştır yahut makyajsızdır. Sen yine de onu sev ama bağlanma bir şeye öyle körü körüne, o olmazsa yaşayamam deme vesselam...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)